Değerli köylülerim ve sitemizi ziyaret eden değerli misafirler bu yıl dördüncüsünü yapacağımız geleneksel köseli köyü kaz tirit şenliğinde buluşalım yer GAZİ BELEDİYESİ SOSYAL TESİSLERİ TARİH 23 OCAK 2009 SAAT 18 tüm köylülerimiz davetlidir davetiyeler kadir us ahmet selen yaşar işlek mehnet çuğu nuri usdan temin edebilirsiniz şimdiden teşekkür eder saygılar sunarız.
SOĞAN: A, B ve C vitaminleri ile potasyum, magnezyum, kalsiyum, sodyum, iyot, fosfor ve kükürt mineralleri bakımından oldukça zengindir.
Soğanın Faydaları: Vücut direncini arttırır ve vücuda kuvvet verir. Zihinsel ve bedensel yorgunluğu giderir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Soğuk algınlığı, grip, astım ve bronşit hastalıklarında faydalıdır. Nefes yollarını açar ve öksürüğü keser. Damar tıkanıklığını önler. Kalp ve damar hastalıkları ile kansere karşı koruyucudur. Kandaki şeker seviyesini ayarlayan soğan şeker hastalarına faydalıdır. Böbrek ağrılarını hafifletir. Böbrek kumlarının ve taşların dökülmesine yardımcı olur ve tekrar oluşmalarını önler. Mikrop öldürücü etkisi vardır. Vücuttaki ve kandaki zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırır. Yaraların daha hızlı kapanmasına yardımcı olur. Egzama, dolama gibi cilt hastalıklarına karşı faydalıdır. Karaciğerin çalışmasını düzenler. Hazmı kolaylaştırır. Kanı temizler. Sinirleri rahatlatır, sıkıntı ve bunalıma iyi gelir. Uyku problemi çekenlere faydalıdır. Hafızayı güçlendirir. Cinsel gücü arttırır. Kemik erimesine karşı etkilidir
Koku sıkıntısı büyük05 Ekim 2008 Pazar Bu pazar günü de okurlarımızın şehrin kokusu ile ilgili maillerine yer vermeye devam ediyoruz
,,,,,,,,,,,,
Havadaki koku
Konya’mızın havasında çöp mü, lağım mı ne olduğu belli değil kesif bir koku var. Nefes almakta zorluk çekiyoruz, pencereleri açamıyoruz. Hiç kimsenin burnu koku almıyor mu Uğur Bey? Bu memleketin belediyesi, çevre kuruluşları ne iş yapar? Bu pis koku nereden geliyor ASLIM’dan mı, kimyasal atıklar mı? Bir Allah’ın kulu çıkıp da araştırmaz mı? Kışın isten, yazın kokudan nefes alamıyoruz. Bu memleket bu kadar sahipsiz mi? Belediye ve çevre kuruluşları otla botla uğraşacağına havamızı yaşanacak hale getirsin, değil sokağa çıkmak pencereyi açamıyoruz.
Selim Pusat
……………
Konya Çimento
Çimento Fabrikasının tüm berbat kokusu şehrin üzerini sarmış durumda. Şu an nefes alamıyoruz, masalarımız, pencerelerimiz, arabaların üzeri incecik beyaz tozla kaplanmış durumda. Büsan Sanayiinde işyeri çalışma saatleri süresince Çimento Fabrikasının baca atıklarını solumak, kokusuna katlanmak zorunda kalıyoruz. Gelişmiş ülkelerde sendikal örgütlenme ve toplumsal duyarlılık, sağlık eğitimini ve paralel olarak sağlığın korunmasını gerektirdi. Bu ülkelerde koruyucu sağlık hizmetleri Türkiye’ye göre çok daha üst düzeyde. Çokuluslu şirketler, bizim gibi ülkelerde çok daha farklı bir yol izleyerek kendileri için uygun ortamları sağlayabiliyor. Son yıllarda birçok “kirli endüstri” Türkiye’ye kaydı. Kendi ülkelerinde üretemedikleri; çimento, lastik, otomotiv, akü, gibi ürünleri yasaların uygulanmadığı, kamuoyu duyarlılığının gelişmediği, risklerin götürülerinin işçiye kesildiği ülkelerde fabrika kurarak veya fabrikaları satın alarak yapmak istiyorlar. Bu fabrika niçin hala şehrin ortasında, niçin baca atıkları hakim rüzgarla şehrin üzerine dağılıyor? Şehir dışına taşınması konusunda bir girişim yapılması bu memlekete yapılabilecek en hayırlı hizmet değil mi? Arabaların egzoz emisyonlarını sıkarken Konya Çimentonun egzozunu hiç düşünmüyoruz! Uluslararası yapılan araştırma sonuçlarına göre: • SO2,O3 ,PM10 düzeylerindeki artışla Astım, KOAH ve kardiovasküler hastalıklara bağlı hastane başvurularındaki artış arasında anlamlı ilişki olduğu bildirilmiştir. • SO2,O3, NO2, PM10 düzeyleri ile ölüm oranları arasında ilişki olduğu gösterilmiştir. • Uzun dönemli çalışmalarda; PM10, NO2 ve SO2 düzeylerindeki artış ile akciğer fonksiyonlarında düşme ve bronşit şikayetlerinde artış arasında korelasyon saptanmıştır. • Partikül düzeyindeki artış ile çocuklarda akciğer fonksiyonlarında gerileme arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Çimento Fabrikasının zararı faydasından 4 kat fazla. http://www.merhabagazetesi.com.tr/eski/arsiv/2006/09/22/g1.htm http://www.habergazetesi.com.tr/koseyazigoster.asp?kimlik=7276 http://www.koselikoyu.com/read.asp?id=135 http://www.yenisehir.org/index.php?topic=929.0 http://kastabala80.blogspot.com/2008/05/osmaniye-ili-kesmeburun-imento.html
tüm köselli köyü ve islam aleminin mübarek kurban bayramlarını kutlarım sağlık mutluluk cevresi havası temiz kuşların ötüşdüğü yem yeşil bir köselli köyü olarak daha nice bayram lar dilerim büyüklerimin ellerinden kücüklerimin gözlerinden öpüyorum herkese selamlar
TÜM KÖSELİ KÖYÜ HALKININ SİTEMİZİ ZİYARET EDEN DEĞERLİ MİSAFİRLERİN VE TÜM İSLAM ALEMİNİN MUBAREK KURBAN BAYRAMINI KUTLAR HUZURLU MUTLU VE SAĞLIKLI NİCE BAYRAMLARA KAVUŞMAK ÜMİDİ İLE ALLAHA EMANET OLUN.
merhaba sevgılı koselılı kardeslerım. sızlerı sıtenız sayesınde tanıdım aslen kavaklıyım 25 yıldır kavak dısında yasıyorum.ve su an cımento fabrıkası olan bır yerde yasıyorum .emın olun calısanların hıc bırısı yerlı degıl dısarıdan gelenler.cunkı bu gıbı ısletmeler profosyonel dusunmek zorunda .kavaklı olarak 10 kısıden fazla kısıyı ıse almazlar.cevreyı kırletmeye degmez .kısa ve oz cımento fabrıkası koyunuze kurulursa o koyu ve en az 10 km capındakı bolgeyı terketmenız gerekmektedır kısa vadelı dusunmeyın
Dostluğu, sevgiyi ve geleceği... Aşımızı, ekmeğimizi, soframızı... Hüznümüzü, acımızı, yalnızlığımızı paylaştığımız; birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde hissedeceğimiz mübarek Kurban Bayramınızı tebrik eder, mutluluklar dilerim.ALİ ŞAHİNKAYA
OKUMADAN GEÇMEYİN BUNU HERKESE GONDERIN LUTFEN !...
Koşmaya yeni başlamıştı adımlarım Düştüm, Bebeğim bir yana, Gülüşlerim bir yana. Anneme baktım, Yoktu! Başımda yabancı bir adam Küçücük göğsümde kocaman elleri Sakalları deldi geçti pespembe tenimi. Anne, anneeeeeeee. ... Bir oyun sandım Elleri kara kara 'öcü' amcalarmış Bir emzik düğümünde yarıldı bedenim Altımı ıslattım sandım Kan kaybında Boğuldu insanlık! Bebektim Çocuk olacaktım Abla olacaktım Altımdaki bez çıkmadan, Kadın oldum bir buçuk yaşında... ADAM OLDUMU o amca bedenimde ??? Öğretin bana; kendi suyumu kendim alamazken Nasıl sulayacağım bedenimde ölen çiçeği!!! Ben kadın olmak istemedim Ben dünyaya da gelmek istememiştim ki!
Anneeeee... babaaaaa....
Işığı açın!
Uzanamıyorum
BU METİNLE TÜM DÜNYADA ÇOCUK PORNOSU MAĞDURLARI İÇİN BİR MUM YAKILARAK DOLAŞIP SİZE ULAŞTI. HEDEF 1 MİLYON MUM. BU RAKAMA ULAŞILDIĞINDA TÜM ÇOCUK PORNOSU SUNAN SİTELER KAPATILACAK.
BU OLAGAN ÜSTÜ HAREKETE KATILMANIZ IÇIN ANNE BABA OLMANIZ GEREKMIYOR. GELECEKTE SAHIP OLACAGINIZ ÇOCUKLAR IÇINDE LÜTFEN BIR MUM DA SIZ YAKIN.
I 3 YAŞIN ALTINDAKI ÇOCUKLARDAN OLUŞAN AILELERINDEN ÇALINIP BU PISLIGE ALET EDILMIS BU ÇOCUKLAR IÇIN BU MESAJI TANIDIGINIZ HERKESE YOLLAYIN. BIR MILYONU GEÇMEK IÇIN SON BIR MUM LÜTFEN. ÇOCUK PORNOSU SAPIKLIKTIR.
Bu maili listenizdekilere forwad ediniz... BENDE DAHİL
OKUMADAN GEÇMEYİN Kabagin sahibi Kabağın Sahibi Vardır Elbet! Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir. Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir.. . Saç, sakal, bıyık, kas, ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır. - Vur usturayı berber efendi, der. Berber dervişin saçlarını kazımaya baslar. Derviş aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak: - Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer. Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz derviş. Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur.
Ses çıkaramaz. Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa baslar. Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder: 'Kabak aşağı, kabak yukarı.' Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki,
gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. Kabadayı oracığa yığılır, kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basar. Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî sorar: - Biraz ağır olmadı mı derviş efendi? Derviş mahzun, düşünceli cevap verir: - Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki kabağın bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!
Hikâye böyle... Ama hayat da böyle... Ensemize, kafamıza vurup vurup dalga geçen sahte kabadayıların, kabağın da bir sahibi olduğunu, bu sahibin de en affetmeyeceği şeyin kibir ve kul hakkı yemek olduğunu unutmaya başlayanlar, koltuklarına, makamlarına, rantlarına yapışanlar anlayacaklardır ...
OKUMADAN GEÇMEYİN birkaç özlü söz 1. Seni sen oldugun icin degil, seninle birlikte oldugumda ben oldugum için seviyorum.
2. Hic kimse gozyaslarini hak etmez, onlara layik olan kisi ise seni aglatmaz.
3. Sen istediginde sana asik olmamasi, sana asik olmadigi anlamina gelmez.
4. Gercek arkadas, elini tutan, kalbine dokunandir.
5. Birisine yabancilasmanin en kotu bicimi yaninda oturuyor olup ona hic bir zaman ulasamayacagini bilmektir.
6. Hic bir zaman gulumsemekten vazgecme, uzgun oldugunda bile! Gulumsemene kimin, ne zaman asik olacagini bilemezsin. 7. Tüm dunya icin sadece bir kisi olabilirsin fakat bazilari icin sen bir dunyasin.
8. Zamani onu seninle birlikte gecirmeye hazir olmayan biriyle gecirme.
9. Belki de Tanri uygun kisiyi tanimandan once yanlis kisilerle tanismani, onu tanidiginda minnettar olman icin istedi.
10. "Bitti" diye uzulme, "yasandi" diye sevin.(
11. Her zaman seni uzecek birileri olacaktir, yapman gereken insanlara guvenmeye devam etmek, kime iki defa guvenecegine daha fazla dikkat etmektir.
12. Birini daha iyi tanimadan ve bu kisinin senin kim oldugunu bilmesinden once kendini daha iyi bir kisiye donustur ve kim oldugunu bilerek kendine guven
13. Kendini cok zorlama, en guzel seyler onlari en az beklediginde olur.
OKUMADAN GEÇMEYİN ŞEKİLSİZ TAŞ Bir heykeltiras, isleyip heykel yapmak uzere mermer satin almak istiyordu. Mermercinin bahçesinde dolasirken, koseye atilmis bir kaya parcasina gozu ilisti. “Bu mermer parcasinin fiyati nedir?” diye sordu mermerciye. “Bedava” cevabini verdi mermerci, “eger isine gercekten yarayacagini dusunuyorsan, para vermeden goturebilirsin.” Heykeltiras sasirmisti: “Neden bedava veriyorsun bunu?” “sekli bozuk cunku” dedi mermerci, “kimse satin almak istemiyor ve bahcemi isgal etmekten baska bir ise yaramiyor. Alip goturursen, beni ancak mutlu edersin.” Birkaç ay sonra, heykeltiras mermercinin dukkanina elinde bir kutuyla girdi ve kutuyu mermerciye uzatti. Mermerciyi kutuyu acti, icinde harika bir heykel duruyordu. “Şu guzellige bakin!” dedi mermerci. “Eminim bu sanat eseri icin buyuk paralar isteyeceksin. Peki ama onu neden bana getirdin? Biliyorsun, ben sadece mermer tasi satarim...” “Hayir, hayir” diye cevapladi sanatkar, “bu sana bir hediye.” “Bana hediye mi? Neden? “Cunku bu tas senin.” “Nasil yani?” “Hatirlamiyor musun, buraya alti ay once gelmistim ve bana bahcenin kosesinde duran bir tas parcasini vermistin?” “E... evet, o heykeltiras sendin. simdi hatirladim.” “iste bu heykeli bana verdigin tastan yaptim.” Mermerci alti ay once soyledigi sozleri hatirlayip utandi. “Allah”im! Bu harika heykelin o cirkin tastan cikabilecegine kim inanabilirdi ki?” Michelangelo da baska heykeltiraslarin almak istemediii bir buyuk mermer blogu alip o dunyaca meshur Hz. Davud heykelini yapmisti. Kendisine bu harika sanat eserlerini nasil yaptigini soranlara da su cevabi vermisti: “Ben mermerlerin icinde bir melek gorurum ve onu ozgurlugune kavusturuncaya kadar, mermeri keski ve cekicimle oymaya devam ederim.” Ne dersiniz, cogu zaman begenmediğiimiz, sikayet ettigimiz hayatimiz da o cirkin mermer parcasina benzemiyor mu? Yapmamiz gereken, hayat tasimizin uzerindeki fazlaliklari atmak ve icimizdeki melegi aciga cikarmak degil mi? Hayatimiz Yaraticimiz” dan bize bir hediye. Onun icinden cikarttigimiz sanat eseri ise bizim ona hediyemiz
OKUMADAN GEÇMEYİN Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş,büyük kayıplar vermişler.Ama en çok kayıp veren kirpilermiş.Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak tutması zor olan dikenleri varmış. > >Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış, çözüm aramaya başlamış.Tartışa tartışa, nihayet gece olunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına, birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş. > >Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak, donmaktan kurtulacaklarmış. > >ilk geceki deneyimlerinde bunun işe >yaradığını görmüşler.Ama başka bir problem çıkmış ortaya.Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla yaklaştıklarından yaralanmalar gerçekleşmiş. > >Daha sonraki gece, yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuşlar ama bu sefer de donmalar meydana gelmiş. > >Ne var ki, her gece kah uzaklaşa kah yakınlaşa, deneye yanıla birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın, ancak birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayı öğrenmişler. > >KISACA ; Bizim de uzun dikenlerimiz var. Bunlar hayata karşı filtrelerimiz.Bazen faydalı, bazen de zararlı. Çoğu zaman kimseleri yaklaştırmıyoruz yanımıza. Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz özel dünyamıza. > >Ne var ki, sıcaklık ancak yakınlaşmakla >mümkün.Birbirini incitmeyecek kadar uzak, hayatın soğuk zamanlarında üşümeyecek kadar da yakın olmayı öğrenmek..... > >Aynen kirpiler gibi.. > >Sevgilerimle > >
SACLARIN CABUK UZAMASI ICIN Saçlarınızın çabuk uzaması ve saç bakımınız için aşağıdaki doğal yöntemleri uygulayabilirsiniz. Yarım olgun avokadoyu çatal ile iyice ezin. İçine bir çorba kaşığı üzüm çekirdeği yağı ve bir çorba kaşığı soya yağı katıp iyice karıştırdıktan sonra saç diplerine iyice yedirerek sürün. Daha sonra başınıza önce mutfakta kullandığınız streç filmden bir kat sarın onun üzerine de ılık havlu sarıp 1 saat bekleyin. Son olarak saçınızı yıkayıp durulayın. (Hafta bir kez uygulayabilirsiniz.) Bir kahve fincanı sıcak suyun içine bir kahve fincanı keten tohumu yağı, yarım limon suyu katarak ocağa koyun ve kaynamaya başlayınca hemen ocaktan alın. Başınıza sürebileceğiniz sıcaklığa gelince ılık olarak saçlarınıza sürüp yukarıdaki gibi streç film ve havlu ile sarın. Bir saat sonra saçınızı yıkayıp durulayın. Not: Bu iki maske saçların çabuk uzaması ve saç dökülmesi için çok faydalıdır.