Herkese sevgi saygı ve selamlar.Uzun zamandır yazamadım.GÜNÜ BİRLİK YAZILANLAR TAKİP EDİYORUM.Köyümüzle ilgili yazılan, öneri,eleştiri ve çözümleri yazan değerli insanlara teşekkür ederim. Bir parça gelişmelerden söz etmek istıyorum.Köyümüzü ilgilendiren konuları adım adım takip ettiğimizin bilincinde olun.Köyümüz de YAŞAMA hakkımızı almak isteyenlere müsade etmeyceğimizi birlik ve beraberlik içinde olduğumuzu, daha doğrusu olmak zorunda olduğumuzun farkındayız. mücadele etmeseydık her şeyi buyuklrımız bilir deseydik ne olurdu. 1-MERCANLIDA TAŞ OCAKLARI çalışıyor olacaktı. 2-ARAZİLERİMİZE KÖYÜMÜZE YAKIN ÇİMENTO FAB. kurulmş olacaktı 3-Köyümüzün başında bulunan DEVREDİLEN KİREÇ ocağının 92 DÖNUMLUK YERİDE TAŞ OCAKLARI İÇİN PAÇALARI SIVAMIŞ durumda. BİR AN NE OLUR DÜŞÜNÜN bunlar faalıyette olsaydı KÖYÜMÜZÜN hali ne olurdu? SİZCE yaşanılrmıydı güzelim köyümüzde. zaten emirli-ılıca daki ocakların zararları etkisindeyiz.Havasını soluyabilirmiydık bu durumda YA su kaynaklarımız ilerde ne olur!ormanlar yok olunca.! her tarafdan toz, duman,gürültü,pislik, çöp, atıklar.sağlıklı YAŞANABİLİR bir çevre düşünebilirmisiniz. BİZLERİN YAŞAMA HAKKINI görmezden gelenler, saygı duymayanlar. hatta 3-5 kişi karşı diye suçlayanlar.yok ettiğinizin karşılığındaki kazanımlarla içiniz rahat edermiydi. il özel idaresi tam 9 adet karar çıkardı. fab. nın kurulmasını sağlamak için. herbirine itiraz ettık dikkate bile alınmadı. hepsini tek guvendiğimiz yargı sürecine taşıdık. aynı amaç aynı yerler için 9 karar.sağlıklı olmadığı sayısından belli. belki ondokuzu bulur. doksandokuzuda bulsa baskılarınızdan,işkencelerinizden yılmayacak,usanmayacak mücadelemizi SÜRDÜRECEĞİZ. BİZİM KÖYE KADAR SAMSUNDA SANAYİ alanı ilan edilecek yermi yok.hukuk sureci devam eden fab. ile ılgili değil.deniliyor.yapılanları açıkca soyleyin, gizlemeye gerek yok. durup dururken keyif için AMBAR çukuru,top meşe,mahmut kırığı sanayi alanı ılan edilip ımar planı hazırlanmaz. Tarım yapılmıyrmuş,Hayvancılk yokmş,araziler,köylerde evlerimiz boşmuş.tarım ve hayvancılığı bizmi öldürdük. kış mevsiminde deniz kenarlarındaki. tüm yazlıklardaki siteler evlerde boş.bu gerekçe olabilirmi?gelecekte ne olacağını, olacağımıza siz karar veremezsınız.iki saatlik yol gıderek işine gıden buyuk şehirleri görmüyormusnuz. burası bizim hem yazlık hemde kışlıklarımız.CENNET vatanımız burdan güzel yer tanımıyoruz. bu çevredeki ınsanlar doğayla iç içe okadar memnunki her mevsimi bir başka zenginlik.bu yıl ormanlarımızda mantarlardan geçilmedi.ülke için değerinden habersiziz.salep,böğürtlen,kuşburnu,kızılcık,meyveler doğal olarak mevcut.yöreye mahsus fasülye.bahçe bıtkıleri yetiştirilmesi ekonomık değer değilmi.GELECEKDE İÇME SUYU sıkıntısı KAÇINILMAZ İKEN su kaynaklarımızın VARLIĞI ÖNEMSİZMİ? BACASIZ dumansız,zehrsiz. uretim,istıhdama hiç birimiz karşı değiliz. Balıkçılık,seracılık,meyvecılık,hayvancılık, turizme yönelik dağcılık,mesire yeri sosyal tesisler,su şişeleme gibi alternatıf projeler yapılsın kim istemez.15-20 yıl çalışıp gelecekte doğayı çevreyi herşeyi yok edip veran harebe hale getirecek değilmi yapılacaklar. köyümüze sahip çıkmak hepimizin görevi olmalı. yazılı,gorsel nasında ınternet ortamında haksız yorum ve eleştirılere karşı iki satır yazmak.insanları bilgilendirmek uzak dan yakından köyümüzle gönil bağı olan hepimizin görevi olmalıdır. bu katkıyı geçmişlerimize saygı, gelecek kuşaklarımızın ahını ve vebalini almamak için sorumlu olduğumuzu unutmayalım.Mübarek Ramazan bayramınızı kutlar nice bayramları köylerimizde huzur içinde kutlamak dileğiyle sağlık mutluluk ve esenlıkler dilerim.sevgi ve saygılar.
ADİL ADALET Karamsarlık bir Milletin gücünün zayıfladığının ifadesidir! Türk milleti tarih boyunca hiç bir zaman karamsar olmadı olmayacaktır. Emin olun ki, siyasi iradenin baskıları ile emellerine ulaşmak isteyenler hukukun üstünlüğü esasın gölünde boğulacaklardır! Kadir Us. 01 Eylül 2010
Ahmet Selen’in cevabı köyümüzün sahipsiz olmadığının kanıtı. Milyonlarca fakülte mezunu cahil adam olacağına benim köylüm kadar bilinçli bir toplum olsaydık şimdi memleket olarak çok farklı bir konumdaydık. Güvenlik görevlisi arkadaşınız daha fazla kanıt isterse ona aşağıdaki videoyu izletmenizi rica ediyorum. http://www.youtube.com/watch?v=nOk33mnJaOc&feature=related
Çimento fabrikası kurulmuş bölgelerdeki halkların tepkisi, onların feryatları binlerce kilometre öteden köyümüze ulaşmış durumda. Köyümüz 3 kuruşa günü kurtarıp yarınlarını satmaya niyetli değil. Emin olun bu fabrika kurulursa bu işten tek kazanacak adam fabrikanın sahibi olan kişi. Bu iş çok çetrefilli bir hal aldı. Halis niyetiyle çimento fabrikasının kurtuluş olduğunu zanneden amcalarımız da mevcut. Onların halis duygularından şüphe yok fakat yaklaşık son 15 yılını bu konuda uzmanlaşmaya ayıran, bu meslekten para kazanan, elin gavur memleketlerinde bu konularda akademik araştırmalar yapan ve öğrenci yetiştiren biri olarak çok net söylüyorum: Çimento Fabrikası sadece köyümüzün değil bölgenin felaketidir.
Bu fabrikanın kurulduğu bölgelerde insanlar bu fabrikalardan kurtulmaya çalışıyor. Çok değil çok yakında göreceksiniz çevredeki bazı köyler benzer zehir fabrikalarından dolayı boşaltılacak ya da boşalmak zorunda kalacak.
Bugün Türkiye için tatil gününden çok 30 Ağustos Zafer Bayramı. Köyümüzden çıkmış, cepheden bir daha dönmemiş şehit dedelerimizi ve tüm şehitlerimizi saygıyla anıyorum.
DEĞERLİ YENİM ÖZGÜR KESİCİ BİZ ÇİMENTO FABRİKASINA NEDEN KARŞI OLDUĞUMUZU HİÇ ŞEHİRE GİTMEMİŞ SADECE ASKERE GİDERKEN VE ASKERLİK SÜRESİNCE ŞEHİR GÖRMÜŞ KARDEŞLERİMİZE ANLATTI VE BİZE HAK VERDİLER AMA BİRTÜRLÜ METROPOLDE YAŞAYAN DEĞERLİ HEMŞERİLERİMİZE ANLATAMADI O ARKADAŞ ANKARADA YAŞADIĞINA GÖRE ANKARAYI ÇOK İYİ BİLİR GİTSİN ESKİŞEHİR YOLUNDA OTOM ENERJİİSİ KURUMU VAR BUDA BİR YETGİLİDEN KONU HAKKINDA BİLGİ ALSIN YİNE ANKARADA BİR SÜRÜ UNİVERSİTE VAR GİTSİN KİMYA ANABİLİM DALI BAŞKANLIĞINDAN BİLGİ ALSIN BU TÜR KONULARI BİZLE ARAŞTIRIP KONUNUN UZMANLARINDAN ÖĞRENİP DURUŞUMUZU BELİRLİYORUZ SANIRIM BU ARKADAŞ ANAYASANIN 56 CI MADDESİNİN VERMİŞ OLDUĞU GÖREVİNİDE BİLMİYOR İLGİLİ MADDE ÇEVREYİ KORUMAK DEVLETİNDE VATAN DAŞINDA ÖDEVİDİR SAYGILAR .
ÖNCELİKLE HERKESE SELAMLAR. ÖNCELİKLE ERCAN ABİ EMEGİNE SAĞLIK BELİRTMEM GEREKEN BİRSEY VAR. SABANLI TİRİT GECESİ VİDEOSUNUN GİRİŞİNDEKİ KULLANDIĞIN MÜZİK ÇOK GÜZELDİ.KEŞKE KESMESEYDİN.HEPSİNİ HATTA SÖZLERİYLE BİRLİKTE KOYSAYDIN.DAHA Bİ GÜZEL OLURDU.ANLAMLI BİR EZGİDİR.HER NE KADAR BİRİLERİ İDEOLOJİK BULASALARDA BAZILARI.ÖZÜNDE BİR DİRENİŞ EFSANESİDİR.AMA TAŞ OCAKLARINA AMA V.S. HER TÜRLÜSÜNDEN.NEYSE BENİM ASIL ANLATMAK İSTEDİĞİM ŞEY SU. BURADA BİR BANKANIN GÜVENLİK GÖREVLİSİ OLARAK ÇALIŞAN KAVAKLI BİR ARKADAŞ VAR. GEÇENLERDE SOHBET EDERKEN HANGİ KÖYLUSUN FALAN) KÖSELİ KÖYÜNDEN OLDUĞUMU ÖGRENİNCE SAKA YOLLU SİTEMDE BULUNDU.HA ŞU ÇİMENTO FABRİKASINI İSTEMEYEN KÖYLULERDENMİSİN DEDİ. NE OLDU HAYIRDIR DEYİNCE.ABİ KAVAGA FABRİKA GELECEK 5000 KİŞİ ÇALIŞACAK FALAN FİLAN. GİBİ SEZENİŞLERDE BULKUNDU. YARIN KAVAKILILAR BUNDAN DOLAYI KÖSELLİLERE EKMEK AŞ SU VERMEZSE SAŞIRMAMAK LAZIM.ASIRI BİR TEPKİLERİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ.BURADA BİZ ARKADAŞA DURUMU İZAH ETTİK KENDİNCE BİZE HAKTA VERDİ FAKAT;BUNA KARŞI ÖRGÜTLLÜĞÜ İYİ KORUYUP SERMAYENİN BU PERVASIZ PROVAGANDASINA KARŞIN YENİ YÖNTEMLER GELİŞTİRMEK GEREKMEKTEDİR DİYE DÜŞÜNÜYORUM.HERKESE SELAMLAR.
DEĞERLİ KÖYLÜLERİM KÖYÜÜMÜZÜN GÖZÜ KULAĞI VE DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ OLAN SİTEMİZİN KULLANIM SÜRESİ 14 EYLÜLDE SONA ERMEKTEDİR BU HİZMETİN DEVAMI İÇİN DESTEK GEREKİYO DUYARLI OLUP YADIMCI OLAN ARKADAŞLARA ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM SAYGI VE SEVGİLER.
dört mamallesi olan köyümün değerli insanları derneklerden ve şenliklerden dolayı birbirimize küsüp sitem edip sakın arkamızı dönmiyelim bu köy hepimizindir gemi su alırsa batar içindeki herkeside yutar hepimizin amacının köyümüzü korumak ve yaşatmak olduguna inanıyorum saygılarımla
İnsan vücudunda, hiçbir bölüm yoktur ki; sigarada bulunan kimyasal maddelerden etkilenmesin. Vücudunuzda kısa bir tur yapacağız ve vücudunuzun ne halde olduğunu size göstereceğiz: Baş ve Yüz Bir sigara bağımlısı olarak, ağız kanserine yakalanma riskiniz çok yüksek. Ayrıca tütün duman diş eti hastalıklarına yol açar, diş çürümesine ve nefesinizin kötü kokmasına sebep olur. Bunların yanı sıra sigara bağımlılarında kronik baş ağrılarında rastlanır. Beyne giden oksijende azalma olur bu da beyin damarlarının daralmasında neden olur. Bu durum kişiyi felce kadar götürür. Daha Fazla Bilgi Al >>> Akciğer ve Bronşlar Soluk borunuzdan ve bronşlarınızdan geçen duman göğsünüze iner. Sigara dumanındaki hidrojen siyanid, bronşlarınızın çeperini yakar ve kronik öksürük ortaya çıkar. Bronşlar zayıfladıkça, bu bölgede pek çok hastalık oluşur. Akciğer salgılarında azalma olur ve bu da kronik öksürüklere yol açar. Sigara içenler, içmeyenlere on kat daha fazla akciğer kanseri olma riski taşırlar. Sigara İlletinden Hemen Kurtulun >>> Kalp Sigaranın kalbe verdiği zararlar tek kelimeyle yıkıcıdır. Nikotin kan basıncını yükseltir ve kanın daha çabuk pıhtılaşmasına sebep olur. Sigarada bulunan karbon monoksitin kandaki oksijeni yok etmesiyle damarlarda kolesterol depolanır ve bu da kalp krizi riskini arttırır. Bunun yanı sıra, kan dolaşımı bozukluklarına bağlı olarak, felç, parmaklarda kangren ve iktidarsızlık, sigara içenlerde çok sıklıkla görülen hastalıklardır. Sağlıklı İnsanların Arasına Katıl >>> SONUÇLAR
Sigaranın sağlık üzerindeki kötü etkileri araştırmalarla kanıtlanmıştır. Bu araştırmalar göre, sigara tiryakisi erkeklerin %40'ı henüz emeklilik yaşına gelmeden hayatını kaybetmektedir. Bu oran sigara kullanmayanlarda %18'dir. Sigara kullanan kadınlarda ise rahim kanseri riski çoğalmaktadır, hamile kadınların sigara içmesi ise sakat ve ölü doğumlarla sonuçlanmaktadır.
Tüm bunlara rağmen, sigarayı bıraktığınız anda vücut kendi kendini tamir etmeye başlar. On yıl içinde vücut hiç sigara içmemiş gibi olur. Ancak, sigarayı bırakmak için kanser ya da kalp hastası olmayı beklerseniz, vücudunuzun kendini tamir etmesi için pek fazla vakti olamayacaktır. Ne yazık ki, bu hastalıklar çoğunlukla öldürücüdür. Sigarayı bırakmanız için daha iyi bir sebep olamaz. Ne Dersiniz?
Uzunca bir aradan sonra ancak yazma fırsatı bulabiliyorum. Geçen hafta İsviçredeydim. İki gün öncede kendi köyümü ziyaret ettim, köyümü yaban ellerle kıyaslama şansı bulabildim. İsviçre için Karadenize benziyor derlerdi ama bazı farklılıklar var. Bu benzetimle haklılar çünkü coğrafi yapıyı bizim yöremizden ayırt etmek çok güç. Bu benzetimle haksızlar çünkü adamlarda da aynı dağlar, ovalar var ama bizim dağların arkasında kireç ocakları veya diğer çevre düşmanı yapılanmarımız da var. Yaklaşık iki saat süren tren yolculugum sırasında düşünüp bu adamların ne kadar cahil (!) olduğuna karar verdim. Rukmettin Amcam da yanımda olsaydı eminim oda bu sekilde düşünürdü. Gençlerine hiç mi acımıyor bu adamlar. Gençler işsiz kalacak! Aynı zamanda vicdansızlar da! Ya da vicdansız olan başkaları mı. İstanbulun sıcağı düşünmemi engeller oldu. Bu kadar arazileri var; İsviçrede toprak, malumunuz yapısal özellikleri bakımından dünyada bir numara (ayrıntılı bilgi için bakınız İsviçre jileti ve çakısı) bir çimento fabrikası dahi kuramamışlar. Onu yapamadın Kireç Ocağı bari kursaydın be adam. Gerçi bizim Kavakta o kireç ocakları yanarken kaç tane ocağın söndüğü gerçeğini saklayalım, görmeyelim. “Güzel ve yalnız ülkemin” sorununun gerçek degil suni gündemlerle şişirildiği, gözlerimizin sadece boyanmayıp boya küpüne sokulduğu dersek, son 3-5 yıla haksızlık ederiz. On yıllardan beri gelen süreç aynı bataklıkta. Şöyle heybetli bir çimento fabrikasi, bol dumanlı, bol kanserojenli ... Gavurun aklı hiç çalışmıyor arkadaş dedim içimden. 4 günlük kısa Samsun ziyaretim sırasında dostlarımızın amcalarımızın büyük bölümü ile görüşemedik fakat gönüllerimiz yüzyüze tanışabildiğimiz ya da hiç tanışma fırsatı dahi bulamadığımız köylülerimizle bir, tek yürek. Bilimsel açıdan da öyle. Birbirine yakın kodlu genlerin farklı kombinasyonlarıyız. :)
Zaman zaman belki de haddimi aşarak ülkemdeki sorunların –çimento da bunlardan biri, sömürgeleşmenin işareti- tek çözümünün bilgi toplumu olma ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Aslında bu sorun Türkiyenin güneydoğusunun tek, gerçek ve bundan nasiplenelerin dile getirtmedikleri sorunu olan feodalitenin yıkılmasının da anahtarı. Öyle ki aynı anahtar çimento fabrikasının köyümüzü yakmamasının da anahtarı. Aramızdaki malesef aynı genleri taşıdığımız affınıza sığınarak söylüyorum “UYUŞUK RÜKMETTİNLER”, Samsuna göçü atarak rakım olarak aşağıya indiği halde köye ve köylüye tepeden bakan günlük çıkar çevreleri, dünyanın her yerinde benim köylüm olduğu için övgüyle bahsettiğim köylümün eylemlerinden utanmışlarmış. Utanılması gereken uyuşuk rükmettin olmak, köyün geleceğine sahip çıkmak degil. Bu kesimin dışında Çimentosever köylülerimizin içinde halis duygularla kendisine bilimsel açıdan bu işin sakıncaları yeterince anlatılmamış amcalarımız da kardeşlerimiz de vardır. Eminim ki halis duygularla bu fabrikanın köylünün menfaati olduğunu düşünüyorlardır. O zaman daha fazla bilimsel veri sunmalıyız. Fakat kaç kişi bu sayfaları okuyor. O yüzden bu işleri anlatacak bireyleri davet etmeliyiz. Kırım-Kongo nasıl anlatıldıysa köylerde bu olayın ayrıntıları Samsundaki köylülerimize anlatılmalı. Çevreyi nasıl yerle bir eder anlatılmalı. Hatta çimento fabrikası kurulu alanlara otobüslerle köylülerimizi götürüp oradaki insanlarla sohbet edilmeli. Onların acizliğini birinci ağızdan duymalı. Sağlıcakla,
selamıaleyküm tümdoslarıma ve tüm insanlığa tüm islam alemini kandilini en icden dileklerimle kutluyorum başda islam alemine ülkemize köyümüze hayırlara vesile olmasını diliyorum herkesin kandlini kutluyorum herkese slm
Köyümüz Şabanlı Mh. Derneği'nin 01 Ağustos 2010 Pazar günü gerçekleştireceği 2.Subaşı Şenliği, aynı gün çeşitli etkinliklerle çakıştığından dolayı, şenlik 08 Ağustos 2010 Pazar gününe ertelenmiştir. 08 Ağustos 2010 Pazar günü yapılacak şenliğe gitmek isteyenler ve aracı olmayanlar için sabah saat 09:00'da... dernek önünden araçlar kaldırılacaktır. Uzaktaki yakındaki tüm dostlarımızı, 08.08.2010 Pazar günü yapılacak şenliğimize bekliyoruz.
ANLAŞILAN DAHA ÖNCE GÖNDERMİŞ OLDUĞUM MSJ CEVAP BULUNULAMAMIŞ, SİTE YÖNETİCİSİ KÖYÜN YAŞLILARINA BU MESAJI İLETİP BİLGİ ALABİLİR KATKIDA BULUNA BİLİRSENİZ SEVİNİRİM
Ne göbeği ne göbeği :) Kuzu göbeği arkadaşlarım. Evet yanlış duymadınız bu tür bir mantar var ve bu mantar bakın tarihçesi ile ilgili bilgilerin yanı sıra nelere iyi geliyor arkadaşlarım.
dileyen arkadaşlarım büyük pazar alışverişyerlerinde bu mantarı bulabilirler kilosu 30 tl kadar bilginiz olsun.
Köyümüzde kuzugöbeği mantarı olarak bilinen artık rüyalarımda görebildiğim Mantar doğadan toplanan oldukça değerli bir mantar türüdür. Çam ormanlarında yol ve akarsu kenarlarında yanmış orman alanlarında meşe ayı fındığı Akçaağaç kayın dişbudak gibi yaprak döken ağaçların altında kireçli-kumlu topraklarda tek tek ya da 2-3′lü gruplar halinde yetişir. Bu mantar gördüğü talep üzerine Köyümüzde bahar aylarında mantar toplama uğraşına neden olmaktadır. Doğada mart-mayıs aylarında yazın geç geldiği yörelerdeyse haziran-temmuz aylarında yetişir. Doğadan toplanan kuzugöbeği ihtiyacı karşılamada yetersizdir. Toplama sırasında topraktan misel yumağıyla birlikte sökülmesi giderek azalmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla kuzugöbeği’nin yüksek talebini karşılamak için doğadaki varlığını artırıcı çalışmalar yanında suni üretim teknikleri geliştirilmektedir. Bu konuda pek çok çalışma yapılmıştır; örneğin Ege Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde gerçekleştirilen (Kuzu Göbeği) Üretim Tekniğinin Araştırılması” projesi gibi. Gök gürlemesi ve şimşeklerin çakması sonrasında ortaya çıkar. Kuzu Göbeği adında yumurta şeklinde bir mantar olup son derece lezzetli olur Ayrıca suyunu göze çekerler gözü parlatır. Mantarların besin maddesi olarak kullanılmasının yanında tedavi maksatlı kullanılması yeni bir keşif sayılmaz. Çünkü Hz. Muhammed (sas): ‘Mantar kudret helvası cinsindendir. Küme mantarının suyu göze şifadır.’ buyurarak bu besine dikkat çekmiştir. Yine Tirmizi’de yer alan bir rivayete göre halk: ‘Mantar toprağın çiçek hastalığıdır.’ deyince Resulullah Efendimiz (sas): ‘Mantar menn’dendir (yani; Allah’ın İsrail oğullarına nimet olarak lütfettiği kudret helvası). Suyu göz için şifadır…’ buyurmuştur. Ebu Hüreyre konuya şöyle bir ilâvede bulunur: ‘Ben üç veya yedi mantar aldım. Onları sıkıp suyunu bir şişeye koydum. Gözünde rahatsızlığı olan bir hizmetçime tatbik ettim. İyileşti.’ Sonraki dönemlerde Peygamber Efendimizin (sas) tavsiye ve uygulamalarını kendilerine rehber edinen her alanda olduğu gibi sağlık alanında da birçok çalışma yapan İslâm âlimleri çeşitli icraatlarda bulunmuşlardır. Mantarla ilgili rivayetlerden mülhem İbn-i Baytar daha 1200′lü yıllarda mantar suyunun mikrobik göz hastalıklarını tedavi ettiğini belirtmiştir. Ülkemiz doğa mantarları yönünden hem tür hem de çeşit zenginliğine sahiptir. Doğadan toplanarak yenen bu mantarlar kendilerine has koku lezzet ve hoş kokusuyla Halkımız tarafından rağbet görmekte ve büyük bir beğeniyle tüketilmektedir. Doğal olarak yetişen mantarlar; ormanlık bölgelerde ağaç altlarında ve ağaç Kütükleri üzerinde çayır alanlarda yılın belirli mevsimlerinde görülmektedir. Yetişme Devreleri çevreyle ilgili koşullarına bağlı olarak genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Bazı Serin bölgelerde yaz aylarında görülen türler de mevcuttur. Doğa mantarları yüksek Pazar değerine sahip olmaları nedeniyle yılın belirli zamanlarında –ağırlıklı olarak ilkbahar Ve sonbahar aylarında- bilinçsizce toplatılarak dış ülkelere satılmaktadır. Bu şekilde dışsatımı yapılan birçok doğa mantarı bilinçsiz toplamalar nedeniyle tehdit altında olup Bazı türler yakın bir gelecekte tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Örneğin özellikle Kuzugöbeği olarak bilinen ve ihracatı yapılan Türleri birçok yöremizde artık Bulunmamaktadır. Bazı yörelerimizde ise zor bulunur hale gelmiştir. Bu durum toplama Yapan kişiler tarafından da bilinmesine rağmen maddi getirisi nedeniyle toplama işlemi Doğayı sömürecek şekilde sürdürülmektedir. Toplayıcılar mantarları çok küçük ve kökleri ile topraklı bir şekilde sökmektedir. Böyle bir toplama işlemi özellikle kuzugöbeği türleri için son derece tehlikelidir. Çünkü Bu türler Sınıfından olup sporları diğer şapkalı mantar türleri gibi Olmayıp İçerisinde bulunmaktadır. Sporların doğaya Yayılması; mantarın büyüyüp gelişmesi yaşlanıp çatlaması ve İçinden sporların Kolayca çıkabilmesiyle mümkün olmaktadır. İşte bun edenle yeni oluşmakta olan çok küçük Mantarların koparılması son derece hatalıdır. Mantarların büyümesine fırsat Verilmediğinde kuzugöbeği gibi mantar türlerinin çoğalabilmesi toprakta kök Bölgesindeki misellerle mümkün olmaktadır. Kökler topraklı bir şekilde alındığında bu Yolla çoğalma imkânı da ortadan kalkmış olacaktır. Bu tür bilinçsiz toplamalarla doğa Mantarları giderek azalmakta ve neredeyse yok olma sınırına gelmiştir… Öyle ki artık rüyalarıma bile girmez oldular
Kuzu Göbeği Künyesi Türkiye her yıl ilkbahar aylarında tonlarca (400-500 ton) kuzu göbeği mantarını özellikle Avrupa ülkelerine ihraç etmekte ve bunun sonucunda önemli miktarda döviz girdisi sağlamaktadır. Köylüler bu mantarı toplamak için sabahın erken saatlerinden akşam saatlerine kadar ormana gidip mantar aramaktadırlar. Bu sürede toplanan mantarlar akşamüstü köye gelen aracılar tarafından peşin olarak satın alınmakta ve kısa sürede ihracatçı firmaya teslim edilmektedir. Mantarlar bu firmalarda boyutlarına göre tasnif edilir sapın topraklı kısmı kesilir daha sonra üçer kiloluk kasalar halinde paketlenip taze olarak Fransa Isviçre Almanya Ingiltere Belçika Hollanda Lüksemburg Avusturya Ispanya Amerika Isveç ve Norveç gibi ülkelere gönderilir. Talep fazlası ise dondurularak veya kurutularak daha sonra satılmak üzere depolanmaktadır. Dünyada Italya Ispanya ve Yunanistan gibi Akdeniz ülkelerinde yetişen kuzu göbeği hem çeşit hem de miktar olarak ülkemizde oldukça zengin durumdadır. Kuzu Göbeğinin Künyesi Morchella cinsine ait olan kuzu göbeği mantarları ortalama 5-15 cm boyunda kremden koyu kahverengiye kadar değişen renklerde bal peteğini andıran şapkası ile kolayca tanınabilecek bir yapıdadır. Üremelerini sağlayan sporlar askus adı verilen bir kese içinde bulunur. Bu keseden atılan sporlar uygun sıcaklık ve nemde toprakta çimlenerek mantarı meydana getirirler. Kuzu göbeği mantarının dünyada yaklaşık olarak 30 civarında türü bilinmektedir. Türkiye’de ise en yaygın olarak rastlanan türleri Morchella crassipes M. conica M. deliciosa M. esculenta M. elata M. distans ve M. rotunda’dır.
Nerelerde Yetişir? Yurdumuzda çam ormanlarında bazen meşe dişbudak gürgen ve elma ağaçlarının çevresinde ilkbaharda özellikle Nisan ve Mayıs aylarında yağmurlardan sonra kuzu göbeğini bol miktarda bulmak mümkündür. Genellikle Ege Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde yetişen bu mantarlar Izmir-Bergama Muğla Kastamonu Aydın Denizli Çanakkale Uşak Balıkesir Sinop illeri ve çevresinde yaygın olarak tanınmakta ve toplanmaktadır. Dikkat! Ekonomik yönden orman köylüsüne büyük katkı sağlayan bu mantarların çeşit ve miktarında son yıllarda bir azalmanın olduğu gözlenmektedir. Azalma sebebi olarak yağmurların yeterince yağmaması yanında mantarların aşırı ve bilinçsizce toplanması görülmektedir. Bu mantardan gelecekte de aynı şekilde faydalanmak istiyorsak dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıralayabiliriz; Yapılan orman kesimleri ve şehirleşme nedeniyle türün yayılış alanı sürekli daralmakta olduğundan yayılış alanlarını genişletmeye yönelik koruma alanları oluşturulmalıdır. Türün aşırı toplanması engellenmeli bu konuda toplamanın yapıldığı orman köylerine gelir getirici alternatif üretimler sağlanmalı ve toplama konusunda halkın bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar artırılmalıdır. Mantar çoğunlukla daha eşeysel olgunluğa ulaşmadan yani sporlarını oluşturmadan gençken toplanmakta bu da türün yok olmasına neden olmaktadır. Diğer taraftan mantarın toprağıyla birlikte bulunduğu ortamdan çıkarılması oluşum evresinde çok önemli bir yapı olan sklerosiyumu (Morchella’nın yaşam döngüsünde olumsuz koşullara dayanıklı önemli bir evre) ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle hem genç mantarların toplanmaması hem de sklerosiyumun korunması için gerekli bilgi aktarımı yapılmalıdır. Görüldüğü gibi yapılan ihracatla elde edilen dövizle ekonomik yönden önemli miktarda gelir getiren bu mantar gerekli önlemler alınmazsa yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Bunun için özellikle ilkbahar aylarında orman köylüsüne toplama ile ilgili bilgiler aktarılarak bu konuda bilinçlenmeleri sağlanmalıdır.
KAVAK KÖSELİ KÖYÜ ŞABANLI MAHALLESİ DERNEĞİNİN 01.08 .2010 .PAZAR GÜNÜ DÜZENLEMEYİ DÜŞÜNDÜĞÜ 2. SUBAŞI ŞENLİĞİ ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLERLE ÇATIŞTIĞINDAN DOLAYI 08.08 2010.PAZAR GÜNÜNE ERTELENMİŞTİR. 8 AĞUSTOS PAZAR GÜNÜ YAPACAĞIMIZ ŞENLİĞİMİZ İÇİN SABAH SAAT 9 DA KÖYÜMÜZE GİTMEK İÇİN ARABASI OLMAYANLARA DERNEK ÖNÜNDEN ARAÇLAR KALDIRILACAKTIR. TÜM DOSTLARIMIZI 08.08.2010 PAZAR GÜNÜ KÖYÜMÜZDEKİ ŞENLİĞİMİZE SAMSUN DIŞINDAKİ ÖZLEDİKLERİMİZ BAŞTA OLMAK ÜZERE HERKEZİ BEKLİYORUZ.SAYGILARIMLA .
'ŞEHİTLERİMİZ VE AİLELERİNE' DEDİ 400 BİN TL BAĞIŞLADI!..' Hocalığı eleştirildi, Fenerbahçe’den ayrılma süreci tartışıldı ama giderken çok anlamlı bir bağışta bulundu..09 Temmuz 2010 Cuma 00:00Hocalığı eleştirildi, Fenerbahçe’den ayrılma süreci tartışıldı... Ama Daum, Mehmetçik Vakfı’na yaptığı 200 bin Euro’luk bağışla Türkiye sevgisinin ‘sahte’ olmadığını kanıtlardı. 'Şehitlerimiz' dedi ve bir de yeni ünvanı oldu...
Sarı-Lacivertliler’de toplam 4 sezon görev yapan ancak yaşadığı 2 şampiyonluktan çok son maçlarda kaçırdığı 2 şampiyonlukla akıllara kazınan Christoph Daum, dün Türkiye’yle vedalaştı.
Miniatürk’te basın mensuplarıyla kahvaltı eden ve Türkiye’ye özgü eserlerin küçük örnekleri önünde pozlar veren Alman hoca, yaptığı büyük jestle dikkat çekti. Daha önce Fenerbahçe’den alacağı 2.6 milyon Euro’luk tazminatın 200 bin Euro’luk bölümünü Mehmetçik Vakfı’na bağışlayacağını açıklayan Daum, sözünü tuttu.
"ŞEHİTLERİMİZE VE AİLELERİNE..."
Basın toplantısı öncesinde, Mehmetçik Vakfı İstanbul Temsilcisi Yardımcısı Hüseyin Artut, Alman teknik adama rozet ve şilt hediye etti. Bağış makbuzunu da teslim alan Daum, “Benim ve ailemin Türkiye’ye olan bağlılığımızdan dolayı şehitlerimizin ailelerine ve gazilere katkı sağlamak için Mehmetçik Vakfı’na bağışta bulunduk” dedi.
EN FAZLA BAĞIŞ YAPAN YABANCI
Mehmetçik Vakfı adına teşekkürlerini ileten Artut ise ilk kez bir yabancının vakfa bu oranda bir bağış yaptığına dikkat çekti. TÜRKİYEDE YAŞAYAN TÜRKİYEDE KAZANAN VE TÜRKİYEDE YOLSUZLUK YAPAN TÜRKLER BELKİ YÜZÜNÜZ KIZARIR BAĞIŞI YAPAN ALMAN SAYGILAR.
İSLAM ALEMİNİN VE TÜM KÖSELİ KÖYÜ HALKININ MUBAREK MİRAÇ KANDİLİNİ KUTLAR DAHA NİCE KANDİLLERE HUZUR VE SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE KAVUŞMAMIZI YARATANIMIZDAN NİYAZ EDERİM AMİN.